"Bâki İlk Selam"

yabancı arşiv belgelerinden

ve

kendi kaleminden

Çerkes Ethem

Emrah Cilasun


İngiliz Belgeleri 1

 

 

KOPYA

 

                              Britanya Konsolos Yardımcısı

                              Mitylene - Sakız Adası    0120

 

                                                                                                                      13 Şubat 1919

 

Özel

 

 

Sayın Lord Granville,

 

Dün gece İzmir'den döndüm ve orada edindiğim çeşitli izlenimlerin sizin için ilginç olacağınışündüm.

 

İzmir'in Yunanlılaştırılması konusunda o kadar çok şey işitmiştim ki, rıhtımda ve sokaklarda olağanüstü sayıda “fesli” insan görmek beni fazlasıyla şaşırttı. Fakat kısa sürede bu insanların kendi gerçek milliyetlerine uygun bir şekilde konuştuklarını farkettim. Bütün bu Türk görünümlü insanlar, savaş başladığından beri Türkler tarafından fes giymeye zorlanan Rumlarmış meğer. Aslında, Osmanlı tebası bir Rumun hayatı, Türk kıyafetinden başka bir kıyafetle dolaşmaktan daha değerlidir. Acaba İzmir nüfusunun saf Türk karakteri taşıdığını göstermek üzere masum yabancılar hâlâ bu tür çocukça teşebbüslere zorlanıyorlar mı, yoksa zorlanmıyorlar mı, bu konuda bir şey söylemem zor.

 

Dükkanların vb. üzerindeki bütün Yunanca ve Fransızca yazılar kazınmıştır (bunun her zaman çok etkili olduğu söylenemez, yapılan badananın altındaki eski isimler yine de gözükmektedir) ve üstlerine okunması oldukça zor Arapça karakterde yeni isimler yazılmıştır.

 

Belirtmek gerekir ki, İzmir'de şu anda ortadan kalkmış olan kamu güvenliği aşırı noktalara varmıştır. Fakat bunu, şehrin dışındaki bölgeler için söylemek mümkün değildir. Dün meydana gelen  bir olay, şehrin durumunu anlatmasıısından önemlidir. Whittall’ların çocukları, yanlarında arkadaşları ve Rahmi beyin küçük oğluyla okuldan çıkarlar. Mrs. Whittall çocuklarını alır, araba hareket eder, o sırada Çerkes oldukları söylenen dört silahlı adam arabaya doğru koşan küçük Rahmi’yi işaretle yanlarına çağırırlar ve çocuğu yakalayıp hızla uzaklaşırlar.  Şehrin dışında atlar beklemektedir ve bu adamlar kaçırdıkları çocukla birlikte atlara binip uzaklaşırlar. Kaçırılan çocuk Rahmi beyin tek oğludur ve onu tapacak ölçüde çok sevmektedir. Acaba bu girişim, bir intikam eylemi midir, yoksa Rahmi tarafından sahneye konmuş, eğer hapisten kaçarsa - bir çok kişi onun hapisten kaçacağınışünmektedir - oğluyla yeniden bir araya gelmesini sağlayacak bir oyun mudur, kimse bilmemektedir. Mrs. Whittall bu olayla altüst oldu, çünkü onlar, son ana kadar Rahmi beyle yakın dosttular ve genel kanı şudur ki, onlar, Rahmi’nin kurmak istediği Geçici Hükümette yer almak niyetindeydiler. Belki de bu, İzmir’deki bir çok Levanten İngilizin neden böylesine şiddetli Yunan karşıtı olduğunu açıklar.

 

İtiraf etmeliyim ki, İzmir’deki Fransız-İngiliz Levantenlerinin şiddetli anti-Yunan tavırlarını anlayabilmiş değilim, bunun tek açıklaması, onların, “kapitülasyon” sistemiyle kolaylıklar sağlayan zayıflamış Türk rejiminden olağanüstü ticari kolaylıklar sağlamaları olabilir. Büyük sorunlar içindeki İzmir’den “huzur içindeki” Yunanistan’a dönmenin bir zevk ve rahatlama olduğu kesin. İnsan en azından görece uygar bir ortamda yaşadığını hissediyor.

 

Komutan Heathcote-Smith, İzmir’den Çeşme’ye kadar köylerin durumunu görmek ve sığınmacıların dönüşü konusunda bir görüş oluşturmak üzere  İstanbul’dan geri döndü. Çeşme’deki durumu biliyorum, ayakta kalan evlerin ne kapısı kalmış, ne penceresi. Amerikan Kızıl Haç’ının bu durumu kaydedip kaydetmediğini, bunlardan bir kısmını onarıp onarmadığını, keza tarımsal araçları sağlayıp sağlamadığını bilmiyorum.

 

Eğer fazlasıyla zengin bir toprağa sahip olan Türkiye’nin bu kısmından

ürün alacaksak, bu Rum sığınmacıların evlerine dönmesinin tam zamanıdır. Fakat bu zavallılar kapısız ve penceresiz evlerine geri dönmek zorundadırlar ve tarım araçları bakımından son derece yoksul durumdadırlar. Öte yandan Türkler, Rumlara ait bağları ve ekili arazileri viran etmekten geri kalmamışlardır.

 

Komutan Dixon ve müttefik otoriteler genelde, Yunanlı temsilci Yüzbaşı Mavroidhis’le çok büyük uyum içindedirler. Bu büyük bir şanstır, çünkü Britanya ve Fransız temsilcileri üzerinde kesin etki sahibi olan Levantenlerin düşmanca tutumları, yerel Rum ve Ermeni kamuoyunu bu temsilcilerden fazlasıyla uzaklaştırmış bulunmaktadır.

 

Rumlar, İzmir’e serbest giriş ve çıkış, Levantenlerin himayesindeki ticari haklardan yararlanma konusunda yaratılan zorluklardan özellikle şikayetçilerdir. Şu anda varılan anlaşmaya göre, İzmir’in sakinleri, Yunan otoritelerinin izniyle İzmir’e girebilmektedirler. Öte yandan, net bir şekilde oralı olduklarını kanıtlamadıkları sürece köylerdeki sığınmacıların geri dönmesine izin verilmemesi...

 

Kaynak: Public Record Office

   FO: 371/4157

 

 

 

İngiliz Belgeleri 2

 

 

İSTİHBARAT RAPORLARININ HAFTALIK ÖZETİ

Ml.1.c.,İSTANBUL ŞUBESİ TARAFINDAN YAYINLANMIŞTIR

                                                                                                    

                                                                                                   15 Nisan 1920 Hafta sonu

 

                                            -6-.                                  

                                                                                             106

 

5. MİLLİYETÇİLERE KARŞI MUHALEFET.

 

AHMED ANZAVUR’un anti nasyonalist hareketi son hafta önemli bir ilerleme kaydetmiş ve Bandırma’nın işgal edilmesiyle doruğuna ulaşmıştır. Bunun yankıları, 9 Nisan’da Milliyetçi lider EŞREF Beye karşı patlak veren ve kendisinin otuz yoldaşıyla birlikte kaçmasına neden olan halk hareketinin ortaya çıktığı ADAPAZARI’nda hissedilmektedir. Çok sayıda Milliyetçi kaçamamış ve Çerkeslerin içlerinde önemli bir rol oynadığı halk topluluğu bunları dövmüş ve hapsetmiştir.

 

Söz konusu EŞREF Bey’in, geçenlerde MALTA’da hapisten salıverilen İZMIR’li KUŞÇUZADE EŞREF BEY olduğunu da burada kaydedelim.

 

İZMİT’ten gelen bir rapora göre, 5 Nisan’da bir nasyonalist çetenin vasıl olduğu KANDIRA’daki halk, MUSTAFA KEMAL’in adamlarına herhangi bir yardımda bulunmayı reddetmiştir.

 

İSTANBUL’a vasıl olan BURSA valisi KEŞFİ Bey’e göre KARACABEY ve KİRMASTİ’nin köyleri ANZAVUR’un süvarileri tarafından işgal edilmiştir.

 

ANZAVUR, bütün Çerkesleri, nasyonalist güçlere karşı kendisine katılmaya çağıran bir bildiri yayınlamıştır.

 

Bildiride, İtilaf Liberal Partisi’nin nasyonalistlere karşı aktif propaganda faaliyetine başlamaya karar verdiği belirtilmektedir. Kurulan bir propaganda bürosunun yönetiminin eski Polis şefi KEMAL Bey’e teklif edildiğine inanılmaktadır.

 

                                           Raporlar   776, 791, 793, 794

Kaynak: Public Record Office

FO: 371/5167

 

  

İngiliz Belgeleri 3

 

 

 

 

 

Kopya

No.6.

                                                320         21.4.23

                                    Britanya Konsolos Yardımcısı

                                                   Mitylene

                                                                                                                       12 Nisan 1923

                                                   28

 

 

 

Sir,

 

 

Size ilişikte Çerkesler tarafından Türkiye’de yayınlanmış ve Çerkeslerin üç ya da dört gün içinde çıkartma yapmayı planladıkları karşı kıyıda dağıtılmak üzere hazırlanmış iki bildirinin kopyalarını yolluyorum. Bunlardan birinde MUSTAFA KEMAL’le eşinin bir fotoğrafı ve ona karşı yapılan konuşmalar bulunmaktadır.

 

Yunan askeri otoriteleri, halkı MUSTAFA KEMAL’e karşı kışkırtmak amacıyla, Küçük Asya’ya gönderilmek üzere çoğunluğu Çerkes, yaklaşık 1.400 kişiyi eğitmektedirler. Üç ya da dört gün içinde bunlardan 600 kadarı, Yunan destroyeri “Aspis” tarafından Anadolu’ya sevkedileceklerdir.

 

Bu hareketin şu andaki başkanı, tanınmış bir Çerkes olan, Türk ordusunun eski binbaşılarından KUŞÇUZADE  EŞREF BEY’dir, kendisi Çerkeslerin merkezi bürolarının bulunduğunu söyledikleri Berlin’den buraya bir ay önce gelmiştir. Eğitimli bir kimsedir. Eşref’ten sonra gelenler şunlardır:

 

Eski Albaylardan EMİN BEY KOTS ............ 780 kişinin başı durumundadır,

Ayvalık bölgesinde tanınmış çetecilerden HAMİT BEY TSATSAN, .....220 kişiye kumanda etmektedir,

ANZAVUR’un oğlu, Etem’in yaveri KADRİ  BEY........................180 adamı vardır. Bu Kadri beyin, yukarda sözü edilen karşı kıyıya yollanacak 600 adamla birlikte geleceği söylenmektedir.

DAVUT BEY .......................................................................170 adamıyla birlikte.

ERMENİ TSAKIDJI .............................................................50 adamıyla.

 

Komutanlara Yunan subaylarına ödenen maaşlar ödenirken, askerlere yiyeceğin yanısıra günde 3 drahmi ödenmektedir.

 

Yaklaşık dört ay önce ŞEVKET BEY adlı bir Çerkes, 28 adamıyla birlikte Sarmoussaki’ye  (Ayvalık bölgesi) çıktı ve içerlere girerek KEMAL’in güçleriyle savaşan 1. 700 kişilik bir güç topladı. İstanbul’daki Türk gazeteleri sık sık onun yaptıklarından söz etmekte ve onun bugünlerde ÇOBAN HİSAR ile UŞAK arasındaki ve BANDIRMA ile BALIKESİR arasındaki iki köprüyü uçurduğunu yazmaktadırlar. Buradaki arkadaşlarına, Küçük Asya’daki Türk nüfusun % 70’inin Kemal’e karşı olduğunu  ve eğer gerekli araçlarla donatılırsa 10.000 kişilik bir gücü kolaylıkla bir araya toplayabileceğini bildirmektedir.

 

Üç ya da dört gün önce 35 Çerkes, “ASPİS” tarafından Sarmoussaki yakınlarına çıkartılmışlardır. Bunlar, buradan, kendilerine katılacak 600 kişinin ne zaman gelmeleri gerektiği konusunda işaret vereceklerdir.

Bu güçler dört kısma ayrılacaktır; biri ADALI’dan, ikincisi, UŞAK’tan, üçüncüsü BALIKESİR BURSA’DAN ve dördüncüsü de AYVACIK GÖNEN’den ilerleyecektir.

 

                                                                 Sadık Hizmetkarınız

                                                                      (SD.) F. HADKINSON.

 

 

C.H.BENTINCK ESQ.,

Britanya Temsilciliği,

           Atina.

 

Kaynak: Public Record Office

   FO: 371/9102

  Devamı Kitapta


 

Fransız Belgeleri 1                                                                     

 

 

                                                                                              İzmir, 18 Kasım 1919

 

İzmir’deki Fransız Başkonsolosluğu’ndan,

Cumhuriyet’in Constantinople’deki

Yüksek Komiseri’ne

 

Anadolu merkezli bir siyasi durum değerlendirmesi

(...)

 

N O T

 

Milliyetçiler’e karşı İngiliz tehdidi

 

Salihli kumandanı Ethem Bey ve Akhisar cephesinin eski kumandanı Edhem Bey, kuvvetlerinin Yunan hatlarından sızmalarının çok kolay olduğuna dikkat çekmektedirler.

 

Orhanlı’da 200 süvarinin güney batıdan yaptıkları sürpriz saldırıyı örnek vermektedirler.

 

Birliklerini seçilmiş adamlardan oluşturup, cepheyi aşıp, Yunan hattının ardına sarkıp, buralarda olay çıkartmakta kararlılar.

 

Ethem Bey, “çoktandır bunu yapabilirdik, ama sivil halkın kayıp vermesini engellemek istiyorduk, şayet bizi aşırıya zorlarlarsa o zaman suçsuzlar da şanslarına küsmeli”demektedir.

 

Kaynak:

Ministere Des Affaires Etrangeres

Direction Des Affaires Politiques Et Commerciales

Seri E Carton 308 Dossier 16 Oct 1919 – 31 Dec 1919

Turquie   Politique unteriene Dossier General

                                                                        

 

 

 

      

Fransız Belgeleri

 

                                                                                  Afyon Karahisar, 7 Aralık 1919

 

 

Küçük Asya’daki Labonne Komutanlığı

 

A.A Şefi 2. Büro Constantinople

General Bey’e

 

 

Milliyetçi Hareket No 12.

 

(...)

 

Bununla birlikte Anadolu’nun bütün köşelerinde direnişler başgöstermektedir. Direnişlerin failleri, Kemalistler’i başarısızlığa uğratmak için, “Liberal Birlik” tarafından kışkırtılan Çerkesler’dir.

 

Bu çetelerden biri Ahmet Anzavur’un önderliğinde Balıkesir’de kurulmuş ve bölgede milliyetçi güçlerin başına epey belâ olmuştur.

 

Bu ayaklanmayı bastırmak için, gönüllülerin lideri olan ve kendisinden korkulan Ethem Bey’in şahsen müdahalede bulunması zorunluydu. Gazetelerin 3 Aralıkta öldü diye duyurduğu Ahmet Anzavur kaçmayı başardı.

 

 

Kaynak:

Ministere Des Affaires Etrangeres

Direction Des Affaires Politiques Et Commerciales

Seri E Carton 308 Dossier 16 Oct 1919 – 31 Dec 1919

Turquie   Politique unteriene Dossier General

 

 

 

                                                                             

 

Fransız Belgeleri 3

 

 

                                                                  Constantinople, 19 Kasım 1920

 

 

Fransız Cumhuriyeti Yüksek Komiserliği

 

 

Cumhuriyet’in Asya’daki Yüksek Komiseri Defrance Beyefendi’den

Konsey Başkanı, Dışişleri Bakanı ekselansları Georges Leygues Beyefendi’ye

Paris

 

 

(...)

 

 

Cephe’de, Ali Fuad Paşa’nın komutasında, yukarıda bahsi geçen Eskişehir’de üç tümen bulunmaktadır.

 

Ayrıca, Ethem Bey ve Arnavut Hasan’a bağlı, sayıları 3 ilâ 4000’e varan savaşçılardan müteşekkil gayri nizami tugaylar vardır.

 

Eskişehir’deki fabrika çalışmaktadır. Burada mermi de üretilmektedir. Fakat bunun ötesinde Rusya’dan ve İtalya’dan da mermi gelmektedir.

 

Üniformalar, İstanbul’daki tüccarlar tarafından gönderilmektedir. Ethem Bey, Eskişehir’de yayınlanan ve Mustafa Kemal’e saldıran “Yeni Dünya” isminde Bolşevik bir gazeteye sahiptir.

 

Kaynak:

Ministere Des Affaires Etrangeres

Direction Des Affaires Politiques Et Commerciales

Seri E Carton 308 Dossier 16 Oct. 1919 – 31 Dec.  1919

Turquie   Politique unteriene Dossier General

 Devamı Kitapta


Yunan Belgeleri 2

 

 

Christos D. Karassos, Küçük Asya’daki Savaş  Mart 1921’deki askeri operasyonlar, c.1, (Atina 1968)

 

(Yazar, metinde, eski Yunan takvimini kullanmıştır. Verilen tarihlerin günümüz takvimi ile özdeş olması için, okuyucunun 13 gün eklemesi gerekir.)

        

(syf: 47)

 

         İngiliz Generali Milne’nin çektiği hattın öte tarafında, Türkler, istedikleri gibi ordularını ve devletlerini yeniden yapılandırmaktaydılar.

            Yunan ordusu, Kemal’in güçlerine karşı ilerleme özgürlüğüne sahip değildi. Ordumuz, cephe hattı boyunca Türk saldırılarına karşı pasif direniş gösteriyor ve bu hattı muhafaza etmeye çalışıyordu.

            27 Ağustos’da Yunan Genel Kurmayı’nın İngiliz Genel Kurmayı nezninde yaptığı itirazlar üzerine, general Milne, cephe hattımızın bir ilâ birbuçuk km. genişlemesine izin verdi. 16 Ekim 1919'da ise, hem bulunduğumuz bölgelerde operasyon yapılması için, hem de, saldırı olduğu taktirde geri püskürtebilmek için 3 km. ilerlememize müsade edildi.

            26 Ekim'de general Milne, Barış Konferansı Komitesi’nin belirlediği hattı bize iletti...

 

(syf: 116)

           

Çerkes Ethem, -kardeşleri, Türk ordusunda Yüzbaşı olan Tevfik ve Milli Meclis’de vekil olan Reşit sayesinde- 400 piyade ve 1500 süvariden müteşekkil güçlü bir gerilla ordusunun başında bulunuyordu. Bunların büyük bir bölümü Çerkesdi. Cephaneleri, 4 top ve onbeş makineli tüfekten ibaretti. Ethem, başlangıçta Gediz, Kütahya ve Simav'da karargâh oluşturmuştu. Kemal'in güçleriyle birlikte çalışmıştı. Temmuz 1920'de saldırıya geçti ve Demirci’yi ele geçirdi. Ve iki büyük Yunan birliğine ve topçu taburuna büyük zaiyat verdirip, bunları geri çekilmeye zorladı. Güçlerimiz yeniden toparlanıp, 21 Temmuz'da karşı saldırıya geçti. 23 Temmuz’da Çak Çiftlik’in güneyindeki tepeleri ve ardından da Demirci’yi saat 18.00’de ele geçirdiler. Bu büyük birlik 6 Ağustos’a kadar kaldı. Daha sonra güçlerinin bir kısmını burada bırakıp Çatal Höyük’e doğru ilerledi.

            Ethem, bu güçlerimizin hareketini gördü ve Demirciyi tekrar ele geçirmeyi denedi. Fakat başaramadı, Simav’a ve Kütahya’ya doğru hareket etti. Orada nizami Türk ordusuyla,1920’nin Aralık ayına kadar birlikte çalıştı.

            Daha sonra Kemal -ki kendisi 10 Nisan’da Büyük Milli Kongre’nin başkanı seçildi-, gerilla güçlerinin dağıtılmasını emredince ve bu güçlerin nizami ordu içerisinde entegrasyonunu öngörünce, Ethem, Mustafa Kemal’in emirlerine karşı gelmeye ve isyan etmeye başladı. Kütahya’daki nizami orduya karşı bir saldırı hazırladı. Planında başarılı olabilmek için Yunan birlikleri ile ilişkiye geçti. Bir adamını temsilci olarak Salihli’ye gönderdi. Temsilci, Yunan komutanına bir ittifak önerdi. Arkadan verilecek bir destekle Kemal güçlerine yapılacak saldırıyı anlattı. Talep edilen yardım çok somuttu. Birincisi, olası geri çekilme esnasında destek, ikincisi, sağ kanat üzerinden destek, üçüncüsü, cephane yardımı talep ediliyordu.

            13. Alay komutanı, taleplerden birincisini onayladı. Ancak diğer talepleri onaylamadı. Ethem’in kardeşi olduğunu iddia eden Reşit Bey’e, İzmir’e gidip geri kalan talepleri orada dile getirmesini önerdi.(x)

            Fakat Mustafa Kemal, hadiseyi halletmek, Ethem ve adamlarını saf dışı bırakmak istiyordu. Bunun üzerine 11. tümenin bazı bölümlerini ve 61. tümenin tümünü Ethem’in üzerine yolladı. Bu güçler 16 Aralık’ta Ethem’i Kütahya’dan kovdular. Ethem bunun üzerine 23 Aralık’ta güçleriyle birlikte Gediz ve ardından Simav’a doğru geri çekildi.

            24 Aralık'ta Yunan kuvvetleri, Kavalca üzerine harekete geçtiler. Diğer bir kol da, Banaz/Çivril üzerine yürüdü. Bütün bu operasyon, Genel Komutanlık tarafından emredilmiş bir keşif operasyonu mahiyeti taşımaktaydı. Böylece Türk birliklerinin büyük bir bölümü bu Yunan operasyonuna karşı konuşlandırıldılar. Türk birliklerinin büyük bir bölümünü oluşturan 11. tümen İnönü önlerine geri çekildi. 61. Tümen'den ve topçu kuvvetlerinden oluşan iki küçük Türk birliği, Ethem kuvvetlerinin takibine devam etti.

            Ethem, kendisine karşı konuşlandırılan bu büyük birliklerin yer değiştirmesini değerlendirdi ve Kütahya’da geri kalan Kemal birliklerine saldırdı. Gediz ve Kütahya’yı, Alayunt tren istasyonu da dahil ele geçirdi. (xx)

            29 Aralık’ta harekete geçen Yunan kuvvetleri, Ak Pınar Avgını’nından Umantalak-Dimboz-Bayırköy bölgesine geri çekildi. Bunun üzerine Türk Genel Kurmay’ı, Kütahya’yı güney cephesi sınırları içerisine dahil etmeye başladı. Güney Cephesi kumandanı Refet Paşa’ya, Ethem kuvvetlerinin saf dışı bırakılması için güçlerini toparlaması emredildi.

            Refet Paşa, kısa bir süre evvel Isparta bölgesinde Kemal’e isyan eden Demirci Efe’yi devre dışı bırakmış ve ardından Afyonkarahisar’a dönmüştü. Kütahya’da 30 Aralık 1920’de Ethem ve güçlerine süvarileriyle saldırdı. (xxx) Gediz-Simav-Demirci üzerinden Ethem, 1800 adamıyla Gördes’e kaçtı. Çoğu süvari olan Ethem güçleri, beraberindeki 4 toptan oluşan cephaneyle 8 Ocak’ta Yunan kuvvetleriyle ilişki kurdu. Ethem, 8 Ocak’ta, Yunan öncü birliklerinin bulunduğu Dereköy’e geldi. Dereköy, takriben Aksoryos ırmağının 20 km. güney doğusunda bulunmaktadır. Ethem burada mevcut güçlerinin Yunan hattından geçmesi için bizimle müzakereye başladı.

            O tarihlerde ben, Küçük Asya’daki komutanlığın 2. Büro’sunda teğmen olarak görev yapmaktaydım. 8 Ocak’ı 9 Ocak’a bağlayan gece Ethem’in iki kardeşi ile birlikte arabayla, Akhisar’a hareket etmem emredildi. Ethem’in bu iki kardeşi, Aralık ayının sonunda öncü birliğe  başvurmuş ve İzmir’e yollanmışlardı.

            Bana verilen emrin mahiyeti, iki kardeşinin yardımıyla Ethem’i teslim olmaya ikna etmekti. Yapılan müzakere sonucu Ethem teslim oldu ve güçleri silahsızlandırıldı. Tüm bunlar bir anda gerçekleşmedi. Adım adım bu noktaya gelindi. 9 Ocak’ta başlayan müzakere 14 Ocak’a kadar sürdü ve Ethem geriye kalan güçleriyle teslim oldu.

            Ethem uzun boyluydu. Atletik bir yapısı vardı. Takriben 35 yaşlarındaydı. Çerkesdi. Sarışın ve mavi gözlüydü. Saygı uyandırıcı bir görünümü vardı. Sakin hareket ediyordu. Bakışları direk ve içtendi. Az konuşuyordu. Gülmüyor ve duygu yansıtmıyordu. Katı ve kesin, muzaffer olmayı amaçlayan bir lider izlenimi veriyordu. Emrindekilere karşı davranışları güven vericiydi. 7 gün süren müzakere boyunca kendisi ve güçlerinin teslimine ilişkin son derece şüpheci ve sinsi davranıyordu.

 

(x): Binbaşı Cevdet Kerim’in, “Türk Kurtuluş Savaşı ve Küçük Asya’daki Türk Yunan Savaşı” adlı makalesi tercüme edilip, 1 Ağustos 1927’de Elefthero Vima (Özgür Kürsü) gazetesinde yayınlandı.

 

(xx): Yunan Genel Kurmayı, Aralık 1920-Mart 1921’e kadar taarruzlar, Atina 1963

 

(xxx): Binbaşı Cevdet Kerim, age.

-------------------------------------------------------------------------------------

 

Yunan Belgeleri 12

 

(tarihsiz)

 

 

Dışişleri Bakanlığı’na

 

 

            Birincisi, Yunan Dışişleri, Lozan Andlaşması’nın uygulayıcısıdır.

            Çerkesler, Londra ve Roma’daki dışişlerine protestolar yolladılar. Onlar ise Çerkesleri sakinleştirmeye çalıştılar.

            Eski Bakan Rufos, Çerkeslerin, Lozan’da haklarının elde edilmesi konusunda isteksiz ve ilgisiz davrandı.

            Türk Hükümeti, Ethem Bey’e karşı mücadelesinde 150 kişiden ibaret suni bir liste yayınladı ve bu listedeki kişilerin mal varlıklarına el koydu.

            Siyasi sığınmacıların haklarına saygılı olan hükümetinizin, Ethem Bey’in grubuna mensup insanların mal varlıklarına da saygılı olacağına inandığım için, Türk Hükümeti nezdinde protestoda bulunulmasını talep ediyorum.

 

                                                                                                                  Reşit

                                                                                                      Eski Saruhan Mebusu

Kaynak: Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi

Anti-Kemalist Dosya: F.1928/A/2/II

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yunan Belgeleri 17

 

Jandarma Genel Komutanlığı’ndan                                                    24 Aralık 1927

İçişleri Bakanlığı’na

 

 

 

 

 

            Küçük Asya seferi sonucu, 3000 Çerkes geldi.

            Bunlar göçebe yaşayan, savaşçı ve haydut insanlardır. Amaçları komşu demokrasiyi yıkmaktır. Bunun sonuçları Yunanistan için kötü olur. Liderlerine iyi yaşam koşulları sunmalıyız. Geri kalanlarını “eski” Yunanistan’a dağıtıp, onlara toprak vermeliyiz. Aksi taktirde Yunanistan’ın başına bêla olurlar.

 

Kaynak: Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi

Anti-Kemalist Dosya: 1927 (2)

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Yunan Belgeleri 19

 

Genel Kurmay Başkanlığı’na bağlı                                                   18 Haziran 1928

Askeri Polis 2. Bürosu’ndan

Dışişleri Bakanlığı’nın Siyasi Masası’na

 

 

 

                                                                             Gizli

 

            1921’de Yunan Kuvvetleri’ne adamlarıyla birlikte katılan Çerkesler’in lideri Ethem Bey’in, Bağdat’ta bir hastanede öldüğü tarafımızdan duyulmuştur. Bu bilginin doğru olup olmadığını lütfen araştırınız.

 

Kaynak: Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi

Anti-Kemalist Dosya: F. 1928 A/2/II

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Yunan Belgeleri 20

 

İngiliz Başkonsolosluğu’ndan (Beyrut)                                               12 Kasım 1928

Yunanistan Başkonsolosluğu’na (Kudüs)

 

 

 

            Irak polisi, Ethem Bey’in öldüğünü doğrulamadı.

            Irak polisinin verdiği bilgiye göre, Hacı Pişov’un oğlu Ethem Bey daha hâlâ hayattadır.

            Ethem Bey, Bağdat’ta Gognazar Mahallesi’nde ikamet etmektedir.

 

Kaynak: Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi

Anti-Kemalist Dosya: F.1928 A/2/II

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Yunan Belgeleri 21

 

Yunan Başkonsolosluğu’ndan (Kudüs)                                                19 Kasım 1928

Dışişleri Bakanlığı’na

 

 

 

                                                                      Gizli

           

            28 Haziran tarihli mektubunuza cevaben ekte Beyrut’taki İngiliz Başkonsolosluğu’nun yazısını gönderiyoruz. Beyrut’taki İngiliz Başkonsolosluğu’nun Bağdat ile iyi ilişkileri vardır. İngilizler, Ethem Bey’in yaşadığını öğrenmişlerdir.

 

 

Kaynak: Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi

Anti-Kemalist Dosya: F.1928 A/2/ll

Devamı Kitapta


Alman Belgeleri 1

 

 

 

 

 

 

 

Königstein Şehri Dosyası

Yabancılar Kaydı: 1922

 

 

 

 

                                                                   Yabancı

İsim Soyisim          Doğum Yeri         Doğum Tarihi         Tebaası         Mesleği         Bakımını Üstlenen         Geliş Tarihi         Gidiş Tarihi

 

Alhasonk,     Hankas        39 yaşı         Yunan       -           Dr. Spinak         20.11.22          -     

Edem Bey

 

 

 

Dosya adı: Königstein Şehri Dosyası, Yabancılar Kaydı

tarih       :   1922

(Königstein Arşivi)

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Alman Belgeleri 3                                                                                 

 

 

 

 

                                                                          Berlin, 22 Haziran 1923

 

Sayın Kamu Düzeninden sorumlu Devlet Komiseri’ne

Berlin  W.8

Wilhelmstr. 64

 

            Yunan-Türk savaşı esnasında yandaşlarıyla birlikte ilkin Türk tarafında çarpışıp, kendileri gibi Müslüman olanları talan edip, korkunç şekilde katliamdan geçirip, ardından Yunan tarafına iltihak eden iki Çerkes önderi Şeref ve Ethem Bey adındaki kardeşler, Yunan kuvvetlerinin yenilgisi sonucu kaçmışlardır. Anadolu kıyılarında saldırılar düzenlemek için, Yunanistan'da yandaşlarını bir araya getirmiş ve bunlarla çete oluşturmuşlardır. Türk kuvvetleri gelişmeye müdahale etmiş ve bunlardan otuzunu kısa bir süre evvel asmıştır.

            Bu arada Ethem Bey ve Şeref Bey, ağlarını buradan örmek için Almanya'ya gelmişlerdir. Büyük bir ihtimal ile faaliyetlerini, Antant devletlerinin parasıyla finanse etmektedirler. İzmir'in eski Türk genel valisi Rahmi Bey,  9 yaşındaki oğlunu kaçırmaktan ve 50.000 Türk Fund’u fidye almaktan ötürü, Ethem Bey hakkında suç duyurusunda bulunmayı düşünmektedir. Berlin'de, Genthiner Str. 19 numarada ikamet eden Rahmi Bey, Ethem Bey'in yeri belli olur olmaz, tutuklanması ve iade edilmesi için yetkili Türk mahkemeleri kanalıyla başvuruda bulunacaktır. Ethem Bey çeşitli aralıklarla, Frankfurt'a bağlı Taunus yakınlarındaki Kohnstamm Sanatoryumu’nda kalmıştır. Şeref ve Ethem Beyler, Berlin'de, Grolmann sokağındaki Kafe İslam'a gidip gelmektedirler. Dışişleri bakanlığı, Türk siyasi hayatında yeniden rol oynayacak olan Rahmi Bey'in girişimlerini desteklemektedir. Fakat bundan da bağımsız, Almanya'nın, söz konusu haydutlara evsahipliği yapması için hiçbir sebep yoktur. Şayet varsa, böylesi bir sebepten onları mahrum bırakmak için, yabancılar yasasından yararlanılabilinir. Almanya'da sürekli oturum hakkına sahip olmadıkları düşünülecek olursa, Ethem Bey hakkında pasaport kanununa aykırı davranmaktan ötürü geçici tutuklama söz konusu olabilir. Şeref Bey'in ise, şayet, sürekli oturum hakkına sahip olmadığı söylentisi doğruysa, Almanya'yı terk etmesi emredilebilinir.

            Dışişleri bakanlığı gerekli adımların atılmasını rica eder.

 

 

Dosya adı: Yabancı Uyruklular ve Yabancılar / Türkiye

tarih        :   22.06.1923-11.01.1924

(Federal Almanya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Siyasi Arşivi: R 78632)

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Alman Belgeleri 6

 

İçişleri Bakanlığı                                                                       Berlin, 12 Aralık 1923

Kamu Düzeninden sorumlu Devlet Komiserliği’nden

Dışişleri Bakanlığı’na

 

Günlük Kayıt Nr. I.8142/23.

 

 

            27.10.23 –III. E. 3073- tarihli yazınıza cevap.

 

            Yapılan tahkikatlar neticesinde, Çerkes kökenli Sıtkı, Edem ve Eşref’in, Büyük Berlin’de olmadıkları anlaşılmıştır. Sıtkı, bu senenin Ekim ayında Rusya’ya, Eşref bu senenin Ağustos ayında İtalya’ya geçmişlerdir. Geriye kalan Çerkes kökenli Edem hakkındaki tahkikattan bir sonuç alınamamıştır. Şayet adı geçen şahıslar burada görülecek olurlarsa, başvurunuz temelinde, buradaki Polis Müdürlüğü harekete geçecektir.

 

Dosya adı: Yabancı uyruklular ve Yabancılar / Türkiye

tarih          :   22.06.1923-11.01.1924

(Federal Almanya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Siyasi Arşivi: R 78632)

  

Devamı Kitapta


Türkçe Belge 1

                                                                                                Berlin’den: 5/Kasım/1923

            Şimdiye kadar aleyhimde her fırsattan bilistifade yazdıkları sütunlar dolusu gülünç ve hilafı hakikat neşriyatı çok gördüğüm ve okuduğum için böyle kendi garazkarane yazıları ile kendilerini tekzip ve rezil eden gazetelere gerçi ehemmiyet vermiyecek derecelere gelmiş isem de Tanin gibi tövbekar, riyadan beri müdafii hakikat olduğunu iddia eden bir gazetenin her ne sebebe mebni ise satırlar dolduran bu gibi hilafi varit neşriyatından memleket namına doğrusu ya; müteessir olmadım desem ben de yalancı ve riyakârlar sırasına geçmiş olurum. İşte; bu kanaatime binaen yine kendilerinden hakikatperver bir gazeteci sıfatile; şahsıma ait; son bu neşriyatlarının tekzibini temenni ederek, hakikati bildirdiğim halde; şimdiye kadar her nedense buna dair bir neşriyatlarına tesadüf edemedim. Memleketin mukadderatile mühim surette alâkadar ve hakikati efkari umumiyeye teykin vazifei vicdaniyesiyle muazzaf muharrir beyefendiler! Bütün beni beşer ve heyetlerden sadır olduğu gibi; belki; ben de hatadan salim bulunduğumu iddia etmemekle beraber; memleketim hesabına şimdiye kadar resmi ve gayri resmi şahsıma isabet eden vazifei vataniyemi ifa etmekte ve düşünmekte hiç bir an tereddüt bile göstermedim. Bilhassa; Mütarekei meş’umeden sonra mukadderat-ı memleketi bizzat milletin kendi eline almak ihtiyacı hissolunduğu andan itibaren insan kıtlığında ve en mühim müşkil bulunan devirlerde, hatta; bugün müncii memleket kabul edilen Mustafa Kemal Paşa’yı bile bu hususta nakabili inkar olan hizmetime medyunu şükran bırakacak derecede takat-ı beşerin fevkında denmeğe seza her türlü müşkülat ve mesuliyeti müdrik olarak; istinat edecek haktan gayri hiç bir kuvvet ve merci bulunmadığı halde sırf kanaatimden mütevellit bir kaç erbabı himmetle beraber sebkat eden icraatımla Kuva-yı Milliye’nin teessüsüne yardım edebilmek şerefine nail oldum. Hali hazırda ise; ol zamanlar bana temellük eden bazı muhteris gasp zevatın nankörcesine iftira ve şenaatine kurban edilmek istenilen bir vatanperverim.

            Buna rağmen; ilelebet alâkadar bulunduğum memleketin tehlikeden uzaklaşmasile müteselli bulunuyorum. Berveçhi maruz; aleyhimdeki mürettep ve bazı gazetelerce de sevhi istihbarat neticesi olmak ihtimali varid-i hatır bulunan neşriyatın hiç bir hakikate temas etmediği gibi bundan evvel de ezcümle tasni ve işaa edildiği veçhile ne Anadolu’da, ne Trakya’da ve ne de Suriye’de hiç bir yerde ve hiç bir harici düşman ile teşriki mesai etmedim ve bu hilkatte yaratılmış bir insan da değilim. Tanin ve Haber gazetelerinin son yazdığı veçhile Suriye’ye de gitmedim. Harekatım taaluk eder bu gibi dedikoduları sulhunda serbest ve adil, milletin hakiki mümessili olacak bir heyet huzurunda icab ederse vesaik ve hadisat iraesile ispat edeceğim. Benim Kuva-yı Milliye’ye ettiğim hizmetlerim de ihtirasımdan mütevellit değil; sırf vatana olan muhabbet ve merbutiyetimdendir. Memleketin halâsı esaslarını tesis ve takviye arzuyu müfritkaranesile ihtiyar ettiğim meşak ve mezahimin tesirile giriftar bulunduğum hastalığımın tedavisi için; maksadı mahsuslarından mütelaşi; beni istirkap ve emniyeti suiistimal eden ve bir kaç kahramanın suiniyet ve tertibatile ve buna munzam olan hastalığımın da müessir yardımları ile kasten düşürüldüğüm vaziyetten ilk fırsatta uzaklaşmak suretile bir seneyi mütecaviz zamandır, Avrupa’da tahtı tedavide bulunuyorum. Bu tasdiatıma vesile olan şahsiyetimden bahis Tanin’in makalesini de tarihi neşrinden bir kaç gün sonra nekahet devresini geçirdiğim Viyana’ya bir saat mesafede Baden nam kasabada okumuştum. Memleketimin mukadderatına vatanperver bir fert sıfatile bigane de kalacak değilim. Şayet mecnunane harekatta ısrar etmezlerse vatanın vaziyeti siyasiyesi de lehülhamd müsait bir şekle girmiştir. Eğer; icap eder de bu hususta icraat ve filiyata geçecek olur isem böyle bir teşebbüsü vataniyemi de matbuat ile efkarı umumiyeye ilan edilmek üzere bildireceğimi va’d eyler; hakikate hizmetten başka bir şey olmayan işbu mektubumun muhterem ceridenizin bir köşesine dercini rica ederim.

Sabık Kuva-yı Milliye Anadolu

Umum Kuvayi Tedibiye Kumandanı Ethem

 

Kaynak: Tarih Dünyası, c.3, sayı:27, s.1133-1134, Ekim 1954

Devamı  Kitapta